Enter your keyword

Salgı Bezleri ve Kristalleşme 8.bölüm

Salgı Bezleri ve Kristalleşme 8.bölüm

Salgı Bezleri ve Kristalleşme 8.bölüm

Salgı Bezleri ve Kristalleşme

İnsan vücudunda Salgı Bezleri iki türlüdür;

1.Dış Salgı Bezi; Salgısını programlandığı görev yerine bir salgı kanalıyla ulaştıran bezlerdir. Gözyaşı, tükürük, süt ve ter bezleri bu gruba girer.

2.İç Salgı Bezi ; Salgısını doğrudan kana veren bezlerdir.

İç salgı bezlerinin ürettiği özel yapılı salgılara hormon denir. Hormonlar organların çalışmasını düzenler.
Şakralar genelde iç salgı bezleri ile ilgilidir. İç bezler kana karışan hormonları salgılamaktadır.

Her bir salgı bezi, bir şakranın manyetik alanı dahilindedir.

Kök şakrası Çakhur Oris – Üreme
Göbek altı şakrası Çakhur Sadisna – Böbrek üstü
Göbek şakrası Çakhur Mahira – Göbek / Mide
Kalp Şakrası Çakhur Nahura – Timus
Gırtlak Şarası Çakhur Virahna – Tiroid
Slın Şakrası Çakhur Ajunna – Hipofiz

Tepe Şakrası Çakhur Skhara – Epifiz

Salgı bezlerini meydana getiren hücrelerin DNA genetik uzay bölgelerindeki porlarda özel olarak programlar yüklüdür. Bu programlarda kristalleştirme özelliği vardır.

İnsani biyolojik formun krsitalleştirilmesi doğrudan salgı bezlerini meydana getiren hücreleri ilgilendirmektedir. Bilincin kullandığı formda (beden) arınma ve şeffaflaşmayla gelen kristalleşme buradan başlamaktadır.

Salgı Bezleri enerjetik formlarda bulunan şakraların devinim planlarına kilitlidir.

Şakralar enerjetik formdadır. Biyolojik bedenimizle de iç içedir. Enerjetik ve fiziksel bedenler iç içedir. Enerjetik bedende yer alan şakralar da fiziksel bedendeki salgı bezlerine enerjetik olarak kilitlidir.

Salgı Bezlerinin her biri salgıladıkları hormonlarla formu oluşturan her bir hücreyi etkilemektedir. Böylece, fiziki form üzerinde bir kontrolizasyona sahiplerdir. Şimik sıvı olarak vücuda dağılan salgılar, vücudu olumlu ya da olumsuz olarak etkiler. Bu şekilde salgı bezlerinin form üzerinde bir kontrolizasyonu olmaktadır.

Algı – Veri

5 duyu algı sistemine uygun olarak dışsal etkilerle elde edilen etkileşim ilk etapta duyumsal algı olarak Veri kaydını sağlar. Veri, Duyum ve duygu şakrası Çakhur Mahira’da (Göbek çakrası) şakra devinim planı oluşturur.

Enerji Devinim planı enerjinin açığa çıkarak ya saat yönünde ya da ters yönde devinmesidir.

Duyuma bağlı olarak duygu, düşünce ve zevksel olgular yaşanır.

Şakraların merkezinde bulunan yıldız kutbundan öz enerji devinime girer ve oluşan devinim planları bu salgı bezlerini direk etkilemektedir.

Şakra Teknolojisi

Şakra Teknolojisi

​Şakra devinim planlarındaki enerji, pozitif ya da negatif olarak devinirken şakralara kilitli olan salgı bezleri bu devinimden etkilenerek bu devinim mahiyetine göre harekete geçer ve hormon salgılayarak robotik kalıpta fizikoşimik fonksiyonlar husule gelir. Salgı Bezlerini oluşturan hücrelerin kristalleşmesi vücudun tamamını kristalleştirebilecek bir özelliktedir.

Formun tamamının kristalleşebilmesi için öncelikli olarak salgı bezlerin​i​ oluşturan hücrelerin kristalleşmesi gereklidir.

Yaşanan Olgu ve algıların kalitesi bu durumda çok önemlidir.

Olumlu ya da olumsuz, dengeli ya da dengesiz olgu bütünselliği ve hattı hareket motivasyonları bu hormonların salgı miktarını etkilemektedir. ​Salgılar kana karışarak kan damarları vasıtası ile diğer hücrelere taşınmaktadırlar.

Salgı bezlerini meydana getiren hücrelerin çekirdeklerindeki DNA’ların sarmal boşluklarından kristalleştirici özellikte ekilen porların açılımı, pordaki bilgi ve enerjiyi dış yüzeyine çıkarır. Bu bilgi ve enerji astral mahiyettedir.

Kristalleşen salgı bezlerinin kristalleşmiş şimik sıvılarının kana karışmasıyla vücuda dağılmasını sağlarlar.

Kan yoluyla taşınan kristal bilgi ve kri​s​tal enerjiyle vücudun kristalleşmesi gerçekleşir

Sirius Yönetim Planları olan İlahi Hiyerarşi bir diğer ifadeyle Pozitif Güç odaklarının tüm yaşam boyutlarında kullandığı Teknolojik imkan, KRİSTAL TEKNOLOJİSİDİR.

Aynı şekilde formlarda da bu kristal teknolojinin imkanlarını kullanarak krist​alleştirme etkinliğini devrede tutabilmektedir. İlahi Hiyerarşi, Salgı bezlerini oluşturan hücrelerin dna sarmal boşluklarını bir çeşit Teknolojik üs olarak kullanıyor da diyebiliriz. -Minyatür Teknolojik Üs

​İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin her birinde kendi işlevselliğini yürütebilmesi için ‘genel bağlamda’ programlar yüklüdür ve hücreye şuur kazandırılmıştır. DNAlarının atomlarının moleküler hafıza boyutlarındaki manyetik alan, hafıza boyutu olarak ele alınıyor. Bu hafıza boyutlarındaki programlar hücrenin ‘hücre bilinç’ olarak işlev göstermesini sağlar.

Ancak hücrenin bir üst aşamalı evrimsel süreci için ‘otomasyon bilincinden’ farkındalıklı ve beta enerjilerle yüklü hafıza boyutlarına ait programlar açıldığında ‘hücre beyin ‘ olarak işlev gösterir.

​Maddi formları oluşturan hücrelerin arasında bazı hücreler vardır ki, hücre bilinç halinden hücre beyin haline çok yüksek hızlarda geçebilmektedir. Bu durum; bu hücreleri oluşturan partiküllerin partiküler devingenlik hız faktörüne dayalı olarak gerçekleşmektedir.

Porlardaki kayıtlar Alfa karakterinde değil Beta karakterinde açılıma uğramaktadır. Porlardaki Beta Karakterinin açılımı, hücreyi Alfa karakterinin otomasyonundan kurtarmaktadır. Şeffaflık ve arınma sağlamış olmakadır. Böylece şeffaflaşan hücre, şeffaflaşabildiği oranca kristalleşebilmektedir.

Kristalizasyon Teknolojisini kullanan İlahi hiyerarşi, çok özel tekno biyo hücrelerden oluşturulmuş salgı bezlerini ‘Minyatür Teknolojik Üs’ olarak kullanabilmekte ve bu şekilde kristalizasyon temini elde edilmektedir. Bu hücreler bu imkanlar vasıtası ile hücrenin, hücre bilinç halinden hücre beyin haline geçebilmesi için ilahi hiyerarşi tarafından üs’lenmeyi sağlayıcı donanıma sahiptir.

Kalp Şakrasının merkez konumunda bulunan Timus bezi diğer tüm salgı bezlerinin imamesi-merkezidir. 

​Kalp Şakrası Kalp organı ve Timus bezini içine almaktadır.

TİMUS BEZİ, fiziki bağlamda Kalp ve Kan ile doğrudan faaliyet sürdürmektedir. Diğer salgı bezlerine oranla daha yoğun kristalleştirme özelliği bulunmaktadır. Kalp organını meydana getiren her bir hücreye ait hafıza boyutlarının bütünselliği, kalbe ait fiziksel bir manyetik alanı oluşturmaktadır.

Fizikselden kast ettiğim Hayati seyyale aşamasıdır. ve Hareketli ışıki aktif (alfa) karakterli porlardan açılan bilgi ve enerjiyle oluşan otomasyon bilincidir.

Hayati seyyale aşamasındaki hafıza boyutlarının oluşturduğu bu manyetik alanlar işte bu kristalleşme etkinlikleri ile hayati astralite kazanır.

Timüs bezinden salgılanan hormon kana karışmaktadr. Kan, vücutta dolaşırken kalbe ait siklon güç alanına girmekte ve hücrelerin dnaktif uzay bölgelerine ekili porlara ait bilgi ve enerji açığa çıkarmaktadır.

Kalp Şakrasının merkez konumunda bulunan Timus bezi diğer tüm bezlerin imamesi-merkezidir. Kalp Şakrası Timus bezini içine alır.
Kalp ve Kan ile doğrudan faaliyet sürdüren TİMUS BEZİ, diğer bezlere oranla daha yoğun kristalleştirme özelliğindedir.
Kan, vücutta dolaşırken kalbe ait siklon güç alanına girmekte ve hücrelerin dnaktif uzay bölgelerine ekili porlara ait bilgi ve enerji açığa çıkarmaktadır.
Açığa çıkan bilgi ve enerji ile hücrelerin orbitsel bilinç uzaylarına ait farkındalık düzeyleri MUTLAK DİRİLİK kazanmaktadır.

Metafiziki bağlamda faaliyet sürdüren salgı bezlerinin hücrelerindeki dnaaktif uzay bölgelerindeki özel programlar açıldığında ‘kristal enerji ve kristal bilgi’ açığa çıkar.

Kristal Enerji, Kana ‘Auşia’ olarak karışarak diğer hücreleri şoklar. Auşia: Asil kan anlamındadır. Tanrısal Özlerimizin kullandığı enerjetik formlarda dolaşan sıvıdır ve şu an kullandığımız fiziki formlardaki kan damarları şablonunu bu enerjetik formdan almaktadır.

Kan (Kurrilya) ve Auşia sıvı olarak fiziksel ve enerjetik bağlamda birbirine tekabül etmektedir. Maddesel plandaki kanın niteliği değişerek auşia olarak metafiziki enerjisini yoğunlaştırır.

Ölü iken diriltip, insanlar arasında yürümesi için kendisine bir nur verdiğimiz kişi, karanlıklara dalmış ve bir türlü de karanlıktan çıkamayan kimseye benzer mi?” Enam 122

‘BEŞER, kendi hakikati olan İnsan-ı Kamil’e hamiledir’ (Axoy Maturamon)

Rabsal öğretilerde Bilincin Kalp şakrası Nahura’da tecelli bulması gönül gözünün açılması, Şakranın pasif haldeki durumu kalpteki mühür, Şakradaki enerji devinimiyle elde edilen güce Gönül ifadesi kullanılmıştır.

Onların gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler, kalpleri var mühürlüdür’

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Muhammed’e Kureyş ehli için kullanılmıştır. Bu ayet, üst ekstremitedeki şakraların (Çakhur Nahura, Virahna ve Ajunna) mahiyetlerinden söz etmektedir.

 

Aynı zamanda Hz. Muhammed’e Kureyş Ehli için ‘Ya Muhammed, onlara anlayabilecekleri kadar söz söyle’ denmiştir.

“Kalplere mühür vurmuş o ilahi mühürdar.

​mühür açılırsa hakikat parlar

mühürleri açılmayan nereden bilecek
sevgiyi arzuyu laflan bilecek.”

(Khafisan, Rab Makrosu)

Kalp şakrası Çakhur Nahura’nın dirilik kazanması Kelam Şoku ile gerçekleştirilmektedir. Evliyalar, nebiler, peygamberler, mürşitler, yol göstericiler yüzyıllarca bilinçlerin kalplerindeki mühürün kalkması için kelam şoku yaparak şakra çiçeklerine dirilik kazandırmaya çalışmışlardır.

Şakranın devinim planları otomatik olarak salgı bezlerindeki özel bağlamda ekili porları tetikliyor.

Hakikati dilleyen Kelam’dan uzak kalanların kalp şakrasının şakra çiçekleri ölüdür.

Gönül sahibi olanlar Özünden işitecek, özünden görecek ve özünden hissedecektir.

 

2012-2017 AXOY RA BİLGELİK ÖĞRETİSİ ALT YAPI DERSİ

EĞİTMEN: SİBEL SIVACI