Enter your keyword

Hakikatle yüzleşme endişesi

Hakikatle yüzleşme endişesi

Akıl adamı daima endişe içindedir, tedirgindir. Tedirginliği çok derindir… Hiç sessiz kalamaz, hiç sessizliğin tadını bilemez. Hep huzursuz ve kargaşa içerisindedir. Huzursuzluğundan dolayı bir başkası ile ilgilenir, bir başkasının açığını arar, bir başkasındaki eksiğe odaklanır. Kendi ile meşgul olmaz. Bir başkasını çekiştirir.

Huzursuzluğundan dolayı, robotik kalıbını (bedenini) sürekli hareket ettirme arzusunda olur, yerinde duramaz ya da sürekli konuşma arzusundadır, konuşacak bir şeyi yoksa da konuşma zorunluluğu hisseder ve konuşur. Hiç sessiz kalamaz. Doldurmalıdır. Boşlukları her anı doldurmalıdır.

Konuşmuyorsa, sessiz ise de iç sesinde binlerce ses konuşur. Zihni konuşur. Düşünce boyutundadır. Canı sıkkın ise sıkıldığı konuyla alakalı bitmek bilmeyen düşüncelere dalar. Morali bozuksa konuşarak ya da konuşmayarak her tarafa negatifini saçar. Her şekilde etrafına yansır ayrıntılarla, hadiselerle, kişilerle, detaylarla ilgilenir. Ve enerjisiyle yansır.

Varlık, her ne yaşıyorsa bilmelidir ki dışarıda ki her şey onun yansımasıdır.

Hakikatte, her an yapılmış seçimlerin neticesi vardır. Her program Mutlak Plan Hükümlerinde yazılmıştır ve her mukadderi ana program kendi akışına uygun olmayan türlü seçimlerle alternatif programları açar.

Varlık, yaşamında egosunun boyunduruğu altında yaptığı tüm seçimleriyle mukadderiyatındaki alternatif programları kendinden kendine açar. Mukadderi yaşamını mütemadiyen değiştirir durur. Ana Programdan sapar ve alternatifler daima ağır ve ıstırap dolu olur. Ve yine varlık aslında içten içe o yanlış seçimlerinin neticesi olan mücazatını yaşar ve yaşarken Ana programdan saptığını bile bile Alternatif programları kabullenmez ve yine suçluyu dışarıda arar. Aslında bu, bir isyandır da kendi özüne.

Şayet Sessiz kalabilmeyi deneyenler olursa içinde ki gerginliği fark edebilecektir. Ve sırf bu yüzden kimse sessizce kalabilmeyi becerememektedir.

Varlığın derinlerde yaşadığı o endişe, Hakikat ile yüzleşince ne olacağıdır. Hakikatten kaçmak en basitiydi. Asıl endişe, egonun ‘’Yüksek Benlikçe var olmanın tadını‘’ bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Ve insandaki tüm meşguliyetler bu karşılaşmayı engelleme çabasıdır.

İnsan, kendi özünü aramayı hiç bırakmamasına rağmen daima erteleyenin ta kendisidir. Kendi ile aradığını bulmamak için yazdığı senaryoların başoyuncusudur. Korkmaktadır bu buluşmadan. Kendi ile yüzleşmekten. Kendi özüne kavuşmaktan korkmaktadır.

Tüm oynadığı oyun ve tüm oyuncular, ona kendi oyunlarının ilüzyonlarında kaybolurcasına destek olur. Herkes birbirine kendi derin illüzyonik senaryolarında destek olur. Özden bilir ama bilinçsel olarak farkındalıklı olarak bilemez. Bunun için erteler döner durur.

Asıl endişe kendi kendini, kendi özünü bulunca ne yapacağını bilmeyen bir egonun güvenlik gerekçeleridir. Egonun kendi koruma alanının dışına çıkma ve belirsizliğe doğru yol alamamasıdır.

Öz daima o perdelerin ötesindedir.

Sibel Sıvacı