Enter your keyword

Atatürk ve Din

Atatürk ve Din

Atatürk ve Din

Atatürk ve Gizemi

Ulu Önder Atatürk sahip bulunduğu serbest şuuru ile Dünya toplumlarını din, ahlak, kültür, sanat ve bilim açılarından orijinal hakikatlerine uygun tarzlarda değerlendirerek onların inanç sistemlerini hür vicdanlarına uyarak tanzim etmeleri gerektiğini ve bunda da hiç bir kimsenin diğer bir kimseyi zorlamaması gerektiğini, özgür iradeleriyle de buna uygun olan ibadet faaliyetlerinde bulunabileceklerini belirten ifadelerde bulunmuş ve davranış motivasyonlarını da bu ifadelere uygun olan tarzlarda sergilemiştir. Bakınız bir vecizesinde ne diyor;

“Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse, hiç kimseyi; ne bir din, ne de bir mezhep kabulüne icbar edebilir (zorlayabilir). Din ve mezhep, hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.”

Ulu Önderimiz Din ve mezhep kabülünde zorlama olmaz derken, kendini kayıtlayıp şartlayarak bağnaz bir tutumla bir diğerlerini zorlamak ve bu nedenle de ihtilafa düşmek Ulu Önderimiz Atatürk’ün sahip bulunduğu Evrensel Kavrama ters düşer dostlarım.

Bazıları taasuptan kaynaklanan bir tarzda bir diğerinin inanç sistemlerini tanzim etmede ve bu inanç sistemleri doğrultusunda da gösterdikleri faaliyetler aleyhinde sözler sarfetmektedirler. Bu taasuptan kaynaklanmaktadır. Bunu bertaraf eden tek alternatifte aydınlanmadır dostlarım. Aydınlanma olmazsa taasup bertaraf edilemez. Bakınız bir vecizesinde de ne diyor Ulu Önderimiz;

“Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır. 1923”

Ulu Önder Atatürk, Bütünsel BİR’lik Sırrına vakıf olan Yüce bir İnsandı bu nedenle Dünyayı bir BÜTÜN, milletlerini de bu BÜTÜN’ü meydana getiren parçalar olarak kabul ederdi. Bütünü oluşturan parçaların her biri Bütünün selameti için lüzumludur ve bir parça diğer parçalara kıyasla üstün tutulamaz. Bütünde her parçanın yaşam özgürlüğü mevcuttur. Bütünde her parçanın sevme, sevilme özgürlüğü mevcuttur. Bütünde hiç bir parça fuzuli değildir. Bütünde hiç bir parça Bütünden ayrı değildir.

Dünya’da yaşanan bu kaos, Bütündeki muayyen parçaların yaşam özgürlüğünün muayyen parçalar tarafından hiçe sayılmasından, sevme ve sevilme özgürlüğünün kısıtlanmasından, fuzuli ve bütünden ayrı görülmesinden kaynaklanmaktadır. Ulu Önderimiz Atatürk sahip bulunduğu Evrensel Kavramı ile Dünya İnsanlığına ait olan bu transandantal gerçekleri özlerinden görüyor, ifadelerini bu gerçeklere uygun olarak belirtiyor ve bu ifadelere uygun olan davranış motivasyonlarını da sergiliyordu. Bakınız bir vecizesinde ne diyor;

“Dünya’da ve dünya milletleri arasında, sükun, açıklık, ve iyi geçim olmazsa olmaz. Bir millet kendi kendisi için, insanlığın hepsini bir “VÜCUT” ve bir milleti bunun bir “Uvzu” saymak gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenmiş olur.”

Evrensel Düşünce insana insanca yaşam hakkı tanıyan, sevme ve sevilme özgürlüğü veren çok makbul bir olgudur. Aşağı seviyedeki frekansa sahip düşüncelerden kurtularak yüksek frekans arz edebilen düşünceler üretmeye bakmalıyız dostlarım. Unutmayalım ki, tüm evrenler birleşik evrensel kardeşlik statüsüne uygun olarak idare edilmektedir ve bu idareyi de Ulu Önderimiz Atatürk’ün de sahip bulunduğu görüşlere uygun olan Demokratik bir düzen içinde yapmaktadırlar. Tanrısallığı muayyen bir makrokozmik seviyeye gelmiş bulunan şuurlu insansal kozmik birimlerden müteşekkil İdare sistemleri Tanrısal bir İdare arz ederken, bütün kozmik bilinçli birimler tarafından sayılır ve sevilirler. Atatürk de Kozmik Bilince sahip olan harika bir İnsandı.

Her şeyin bilincinde olarak idare edilenlerle idare edenler arasında cereyan eden kozmik faaliyetler, makrokozmik duygulanmaya dayanmaktadır. Atatürk de bu duygulanmayı sahip olduğu serbest şuuru ile yaşarken tüm Dünya toplumlarını Birleşik Evrensel Kardeşlik Statüsüne uygun olan açılardan değerlendirebiliyordu.

İdari sistem-toplum alışverişlerinin en mükemmel hususiyeti B.İ.R belirtmesidir. Yani her idari sistem idare ettiği toplumu idare ederken B.İ.R’in (Birleşik İnsanlık Realitesi) ortaya çıkmasını ve ayakta durmasını sağlar. Bizler Dünya planetinin muayyen frekans arz eden bilinçli varlıkları olarak bunun ne demek olduğunu tam olarak takdir edemeyebiliriz. İşte Dünya toplumundan bazılarının siklüs sonrası dahil olacağı B.İ.R ortamı budur.

Cenap BAŞMAN

error: Content is protected !!