Enter your keyword

Allah’ın 99 İsminden Mürid İsminin Manalarının Zuhur Mahali Olan Beşer Ve İnsan Numuneleri

Allah’ın 99 İsminden Mürid İsminin Manalarının Zuhur Mahali Olan Beşer Ve İnsan Numuneleri

Allah’ın 99 İsminden Mürid İsminin Manalarının Zuhur Mahali Olan Beşer Ve İnsan Numuneleri Allah Sisteminin Müridleridirler

Mürit isminin zılli manalarının zuhur mahali olan mahlukatın içinde yalnız beşerin muayyen bir kıstasta sahip olduğu irade hasleti mevcuttur. İrade, beşeri bilincin bağlı bulunduğu Öz Varlığa ait bir haslettir. Mürit isminin rotasyon özelliği, beşerde ve insanda iradi bağlamda fiil üretirken sebatlılık gösterebilmesini sağlamaktadır.

BEŞERDE VE İNSANDA YAPILMASI GEREKENİ YAPILMASI GEREKEN YER VE ZAMANDA YAPTIRABİLEN, YAPILMAMASI GEREKENİ YAPILMAMASI GEREKEN YER VE ZAMANDA YAPTIRMAYAN İRADE HASLETİDİR.

Beşer ilahi isimlerin zılli manalarınca teraküp bulan bir mahluktur. Mahluksu sıfat ve fiilleri bu nedenle ilahi isimlerin asli orijinal manalarının düşük transformasyonlu hallerine (zılli manalarına) uygun olarak sergilenir. Beşerde bütün ilahi isimlerin olduğu gibi Mürit isminin de zılli manaları açığa çıkarılmıştır. Bu nedenle beşer, insana göre düşük kıstaslarda iradeye sahiptir ki, bu iradeye İslami hakikide “İRADE-İ CÜZZİ” denmektedir. İnsanda bütün ilahi isimlerde olduğu gibi, Mürid isminin de asli orijinal manaları açığa çıkarılmıştır. Bu nedenle insan, beşere göre yüksek kıstaslarda iradeye sahiptir ki, bu iradeye de İslamı Hakiki’de “İRADE-İ FERDİ” denmektedir.

ALLAH SİTEMİ’NDE MÜRİDLİĞİN HAKKINI VERDİREBİLEN İRADE; FERDİ İRADEDİR. İSLAMI HAKİKİ’DE İRADE-İ KÜLLİ OLARAK BİLİNEN İLAHİ TASARRUF PLANLARININ İRADESİ, İRADE-İ CÜZZİ’DEN DEĞİL, İRADE-İ FERDİ’DEN TASARRUF ETMEYİ YEĞLEMEKTEDİR.

İrade-i ferdi sahibi olan insan numuneleri Kur’an ilminde kalben diri, beşer numuneleri ise kalben ölü olarak belirtilmiştir. Kur’an’da yeryüzünün ölülerin ve dirilerin toplantı yeri ifadesiyle vurgulaması, yeryüzünün kesretlik ortamında mahluk ve varlık niteliklerine sahip olan numunelere ait sıfat ve fiillerin mahluksu ve varlıksı olarak sergilendiğine işaret etmektedir.

ALLAH SİSTEMİ’NDEKİ ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH’IN HAKİKİ MÜRİDİ, ONUN RESULÜ MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V)’DIR.

ALLAH SİSTEMİ’NİN RESULU ALLAH’A TAM AYİNE OLMA ÖZELLİĞİNE SAHİP OLUP ALLAH’I HER İSMİNDEN KENDİSİNE GÖSTEREBİLMEKTEDİR.

Allah Sistemi’ne tabi olan müritliğin hakkı, Allah’ın isimlerinin zılli manalarına dayalı sıfat ve fiillerin terk edilerek, bu isimlerin asli orijinal manalarına uygun sıfat ve fiilleri sergileyerek verilebilmektedir. “ALLAH’IN AHLAKIYLA AHLAKLANINIZ AYETİNİN MANASINA UYGUN İLERLEYİŞ BÖYLE OLUR”. İşte burada yaptırım gücüne sahip olan haslet, sahip bulunduğu rotasyon özelliğiyle devreye girmekte ve sergilenmesi gerekenleri sergilenmesi gereken yer ve zamanda ilahi isimlerin asli orijinal manalarına uygun olarak sergiletebilmektedir.

BEŞER KENDİ İRADESİNİ KULLANIRKEN İLAHİ İSİMLERİN ZILLİ MANALARINA UYGUN HALKEDİLMİŞ OLAN AFAKİ DEĞERLERE, İNSAN İSE KENDİ İRADESİNİ KULLANIRKEN İLAHİ İSİMLERİN ASLİ ORİJİNAL MANALARINA UYGUN HALK EDİLMİŞ OLAN ENFÜSİ DEĞERLERE İTİBAR EDİP YÖNELEREK DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞLARINI SERGİLEYEBİLMEKTEDİR.

Enfüsi değerlere yönelik olmanın neticesi, enfüsi değerlerce kuşanmak ve en sonunda enfüsice bir değer olduğunun bilincine kavuşmaktır. Afaki değerlere yönelik olmanın neticesi ise afaki değerler dünyasının kesret ortamında süfli varlarca yaşam sürdürmek ve ta ki uyanmaya kadar arada bir yerde sıkışmaktır.

İNSANDAKİ BENLİK HİSSİNİN YOĞUNLAŞMASI, ONUN AFAKLAMA KEYFİYETİNCE BELİRGİN BİR DOYGUNLUK GÖSTERMESİDİR.

İnsan ne kadar çok benlik emaresi gösterirse o kadar çok kendi orijininden uzaklaşıyor demektir. Yani insan afaklama keyfiyetleri ile kabalaşır, donuklaşır.. İnsanın orijinine yönelik dürülmesi ona ince, latif, parlak, açık şuurca orijinsel hususiyetler kazandırır. İnsan da evrende olan her mevcutluk gibi enfüsleme ve afaklama hususiyetleri gösterebilir. İnsanın enfüse yönelmesi, onun enfüsten gelme esnasında belirli koşullarca sabittir. Bu sabite İlmillah’ta kayıtlıdır. İslami hakiki’de buna Ayan-ı Sabite denilmiştir.

İnsanın enfüse yönelmesi (enfüsleme) onun aslı olan müteal orijinal şuurca, kendisini bilmesini sağlar. Müteal Orijinal Şuur’un sınırsız TEK Keyfiyeti vardır. Mutlak Şuur Bilincine kavuşmayla sınırsız TEK Keyfiyette kendini bilme gerçekleşir. Bu takdirde de insan, bütün mevcutluklarda yaşadığın olgusunu tadıyor. Bu biraz kaba olacak, ama anlaşılması açısından bir başka ifade ile anlatmak istiyorum; KARINCADAN, TAVŞANDAN, ASLANDAN, TÜRLÜ TÜRLÜ BİTKİLERDEN, TÜRLÜ TÜRLÜ İNSANLARDAN KENDİNİN YAŞADIĞINI BİLİNCİNİ YAŞAMAK VE YAŞADIĞINI YAŞAMAK.

Derinde yatan hikmet ve faziletlerin farkına varanlar, afağın sebepler ile oluşan hadiselerine ve unsurlarına kapılmadıkları için deruni hikmet ve faziletlerin farkına varmadan, afakta yaşayanlara horlayıcı, dışlayıcı nazarlarla bakmazlar. Sizlerde takdir edersiniz ki; TÜM MAHLUKAT VE VARLIKATIN YAŞADIKLARI, ALLAH’IN AN-I DAİM YAŞAMINDAN BİRER GÖRÜNÜŞTÜR sevgili okuyucularım. Bizim gibi iç güzelliklerde yaşayanların da yaşantısı bu müteal orijinal yaşantıdan ayrı değildir. Ancak bu gerçekleri henüz idrak edememiş kardeşlerimiz, bizlerin batın ile olan yaşantı manzumelerimizi garip karşılamaktadır.

Sevgili okuyucularım size şöyle soru sorsam ne cevap veriridiniz?

İNSAN MADDE MİDİR MANA MIDIR?

Şayet madde ise bunu herkes izlemektedir ki, maddi formasyon belirli bir zaman sonra yıpranıyor, arızalanıyor ve bir müddet sonra hareketliliğini yitiriyor değil mi? Acaba bu yitiriliş nasıl oluyor? Yani bakıyorsunuz bir bedenden şuuren her türlü vasıflar kaynaklanırken, bu vasıflar artık görülmüyor. Bir beden hareket ederken hareketliliğini yitiriyor. Bir dirilik iklimi arz ederken ölülük iklimine bürünüyor, kokuşuyor, parçalanıyor, ayrışıyor ve neticede geldiği unsur olan toprağa karışıyor. Böyle mi olmak isterseniz? Materyalistlerdeki inkar hali çok yoğun olduğu için bunu kabul edebiliyor, “olsun” diyor, “ben günümü gün edeyim de varsın toprağa karışayım”. ONLAR GERÇEKTEN ÖYLE OLACAKLAR. Onların ilk etaptaki mezarları kendim dedikleri bedenleridir sevgili okuyucularım. Bunlar kalben ölüdürler. Bunlar kendilerinde olan madde ötesi faziletleri kavrayamıyorlar. Eğer insan madde yığını bir yapı ise, yani sırf bedenden meydana gelmiş mevcudiyet ise insanın heyecanı, korkusu, düşünceleri, sevgileri nerelerden kaynaklanıyor? Demek ki, insanda madde ötesi bir mevcutluk var. Bu nedir? İşte bu şuurdur. Bu şuur kaba kesif cismani bedenden çıktıktan sonra da yaşamaya devam ediyor. Kaba kesif cismani beden ile mündemiç olan ince latif seyyal karakterli bedenle cismani bedeni terk ediyor ve bu bedenle kendi varlığını devam ettiriyor.

ALLAH SİSTEMİ’NE TABİ OLAN HER MÜRİD BÜTÜN BU KONULARI TEFEKKÜR ETMELİDİR. BEN NEYİM? NEREDEN GELDİM? NEREYE GİDECEĞİM? DÜNYA’DA NİÇİN DOĞDUM? DÜNYA’NIN HALK EDİLMESİNDEKİ SIRLAR NEDİR? İŞTE BU TEFEKKÜRÜN VE HATTA BU TEFEKKÜRLE BİRLİKTE SÜRDÜRÜLMESİ GEREKEN ZİKİRİN DAHİ YAPILMASI, ALLAH’IN MÜRİD İSMİNİN MANALARI GEREĞİNCE BU MANALARIN HAKKI VERİLEREK SEBATLA YAPILMALIDIR.

CENAP BAŞMAN ( AXOY RA MATU )